Kaygı, çocukların ve ergenlerin gelişim sürecinde zaman zaman yaşadığı doğal bir duygudur. Ancak kaygı yoğunlaştığında, uzun süre devam ettiğinde ve çocuğun günlük yaşamını, okul başarısını, sosyal ilişkilerini veya aile içi işlevselliğini etkilemeye başladığında bir kaygı bozukluğundan söz edilebilir.
Çocuklarda ve ergenlerde kaygı; aşırı endişe, sürekli “ya kötü bir şey olursa” düşünceleri, bedensel yakınmalar (karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı), uyku sorunları, okula gitmekte zorlanma, ebeveynden ayrılmak istememe ya da sosyal ortamlardan kaçınma şeklinde kendini gösterebilir. Küçük çocuklar kaygılarını sözel olarak ifade etmekte zorlanabilir; bu nedenle davranışsal tepkilerle (ağlama, öfke, içine kapanma) sinyal verebilirler.
Kaygı bozuklukları erken fark edildiğinde ve uygun şekilde ele alındığında oldukça iyi seyir gösterir. Çocuk ve ergen psikiyatrisinde, çocuğun gelişimsel düzeyi, mizacı, aile dinamikleri ve çevresel etkenler birlikte değerlendirilir. Tedavi süreci; psikoeğitim, ebeveyn rehberliği, psikoterapötik yaklaşımlar ve gerekli durumlarda ilaç tedavisini içerebilir.