DEHB Aile Eğitimi

DEHB’yi Anlamak

DEHB Nedir?

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocukluk çağında başlayan, dikkat süresinin kısa olması, dürtü kontrolü güçlükleri ve aşırı hareketlilikle seyreden bir nörogelişimsel bozukluktur.

Bu durum, çocuğun isteyerek yaptığı bir davranış biçimi değil, beynin dikkat, planlama ve davranış kontrolüyle ilgili bölgelerinin farklı çalışmasından kaynaklanır.

Belirtiler

DEHB belirtileri genellikle üç alanda gözlenir:

Dikkat Eksikliği: Odaklanma güçlüğü, unutkanlık, dikkatsiz hatalar.

Hiperaktivite: Sürekli hareket halinde olma, yerinde duramama, aşırı konuşma.

Dürtüsellik: Sırasını bekleyememe, aceleci kararlar alma, düşünmeden davranma.

Nedenleri

DEHB’nin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, bilimsel araştırmalar genetik ve nörobiyolojik etkenlerin önemli rol oynadığını göstermektedir.

Bazı çevresel etkenler (erken doğum, gebelikte sigara veya alkol kullanımı gibi) risk faktörleri arasında sayılabilir.

Aileler İçin Öneriler

DEHB, doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilir bir durumdur. Ailenin desteği, tedavinin başarısında çok önemlidir.

İşte bazı öneriler:

  • Çocuğunuzu eleştirmek yerine davranışını tanımlayın. (“Dersine başlamadın” yerine “Dersine başlamakta zorlanıyorsun” gibi.)
  • Kısa, net ve anlaşılır yönergeler verin.
  • Olumlu davranışlarını fark edip ödüllendirin.
  • Rutin oluşturun: Uyku, yemek ve ödev saatlerini mümkün olduğunca sabit tutun.
  • Öfke yerine sabır ve anlayışla yaklaşın.

Tedavi Yaklaşımı

DEHB tedavisinde genellikle çok yönlü bir yaklaşım uygulanır. Bu yaklaşımın temel bileşenleri şunlardır:

  • Psikoeğitim ve aile eğitimi
  • Davranışsal müdahaleler
  • Okul destek programları
  • Gerektiğinde ilaç tedavisi

Unutmayın!!!

DEHB, çocuğun karakteriyle ya da ebeveyn tutumlarıyla ilgili bir sorun değildir. Uygun destekle çocuklar akademik, sosyal ve duygusal olarak başarılı olabilir.

Çocuğunuzun güçlü yönlerini fark etmek, tedavi sürecinin en değerli parçasıdır.

POZİTİF DAVRANIŞ YÖNETİMİ

Pozitif Davranış Yönetiminin Amacı

Pozitif davranış yönetimi, çocukların uygun davranışlarını desteklemeyi, istenmeyen davranışları ise azaltmayı amaçlayan bir yaklaşımdır.

Bu yöntem cezalandırma yerine olumlu pekiştirme ve yapılandırılmış rehberlik üzerinde durur.

Neden Pozitif Yaklaşım?

Çocuklar, olumlu davranışlarının fark edildiği ve takdir edildiği ortamlarda daha iyi öğrenirler.

Negatif geri bildirim yerine pozitif yönlendirme, özgüveni artırır ve ebeveyn-çocuk ilişkisini güçlendirir.

Etkili Pekiştirme Stratejileri

Olumlu davranışları desteklemek için aşağıdaki stratejiler kullanılabilir:

  • Davranıştan hemen sonra övgü veya küçük bir ödül verin.
  • Sözlü övgüleri net ve davranışa özgü hale getirin. (Örneğin: “Oyuncağını paylaştığın için çok mutlu oldum.”)
  • Puan, yıldız veya çıkartma sistemi gibi görsel pekiştireçler kullanın.
  • Olumlu davranışların doğal sonuçlarını vurgulayın. (Örneğin: “Ev ödevini erken bitirdiğin için oyun oynamak için zamanın kaldı.”)

İstenmeyen Davranışlara Yaklaşım

Olumsuz davranışlar ortaya çıktığında sakin kalmak ve öğretici bir yaklaşım sergilemek önemlidir.

  • Davranışa neden olan durumu anlamaya çalışın.
  • Kısa ve net şekilde sınır koyun. (Örneğin: “Şimdi bağırmak yerine konuşabiliriz.”)
  • Uygun olduğunda doğal sonuçlara izin verin. (Örneğin: “Oyuncağını kırarsan bir süre yenisini alamayız.”)
  • Aşırı tepki vermekten kaçının; tutarlılık en etkili disiplindir.

Ebeveyn İçin Hatırlatmalar

  • Çocuğunuzun olumlu davranışlarını fark edin; küçük ilerlemeler bile önemlidir.
  • Gerçekçi beklentiler belirleyin. Davranış değişimi zaman alır.
  • Tutarlılık, pozitif ebeveynliğin en önemli unsurudur.
  • Kendinize de zaman ayırın. Ebeveynin iyi oluşu, çocuğun gelişimini doğrudan etkiler.

Unutmayın!!!

Pozitif davranış yönetimi, yalnızca çocuğun değil, ailenin de yaşam kalitesini artırır.

Tutarlı, sevgi dolu ve anlayışlı bir yaklaşım, çocuğunuzun duygusal güvenliğini güçlendirir.

Etkili İletişim ve Komut Verme

İletişimin Önemi

Ebeveyn-çocuk ilişkisi, sağlıklı bir iletişim temeli üzerine kuruludur. Özellikle DEHB’li çocuklarla iletişimde netlik, sabır ve anlayış büyük önem taşır.

Çocuk, duygularını düzenlemekte zorlandığında, ebeveynin tutumu rehberlik edici rol oynar.

Etkili İletişimin Temel İlkeleri

  • Göz teması kurun ve dikkatini size yönlendirin.
  • Kısa, net ve anlaşılır cümleler kullanın.
  • Aynı anda birden fazla talimat vermekten kaçının.
  • Yumuşak ama kararlı bir ses tonu kullanın.
  • Söylediğiniz kadar, beden diliniz de önemlidir; sakin duruş, çocuğa güven verir.

Komut Verme Becerisi

DEHB’li çocuklar uzun veya karmaşık yönergeleri takip etmekte zorlanabilir. Bu nedenle komut verirken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır:

  • Komut vermeden önce çocuğunuzun dikkatinin sizde olduğundan emin olun.
  • Kısa ve tek adımlı talimatlar verin. (“Lütfen kitabını çantasına koy.”)
  • Olumsuz ifadeler yerine olumlu yönlendirmeler kullanın. (“Bağırma” yerine “Sessiz konuşalım.”)
  • İstediğiniz davranışı yaptıktan sonra hemen geri bildirimde bulunun ve övün.
  • Tutarlı olun; aynı davranışa her seferinde benzer tepki verin.

Olumlu Geri Bildirim Kullanımı

Etkili iletişim, sadece ne söylendiğiyle değil, nasıl söylendiğiyle de ilgilidir. Çocuğun olumlu davranışlarını fark etmek, motivasyonunu artırır.

  • Sık sık “teşekkür ederim”, “bunu fark ettim” gibi ifadeler kullanın.
  • Olumlu davranışlara özel övgüler verin: “Oyuncağını kardeşinle paylaştığın için çok mutlu oldum.”
  • Sözel övgüyü beden diliyle destekleyin (gülümseme, dokunma, onaylayıcı baş hareketleri).

Ebeveynin Duygusal Tutumu

Çocuğun duygusal kontrolü, ebeveynin duygusal düzenlenmesiyle yakından ilişkilidir.

Sakin ve tutarlı bir ebeveyn modeli, çocuğun davranışlarını daha iyi yönlendirebilmesini sağlar.

Unutmayın!!!

Etkili iletişim, çocuğunuzun yalnızca davranışlarını değil, özgüvenini ve duygusal gelişimini de güçlendirir.

Sözcükleriniz, çocuğunuzun iç sesi olur. Ona sabırla, saygıyla ve sevgiyle yaklaşın.

Rutin, Kurallar ve Ödül Sistemleri

Rutin ve Kuralların Önemi

DEHB’li çocuklar için yapılandırılmış bir günlük düzen, davranış kontrolü ve dikkat sürekliliği açısından büyük önem taşır.

Rutinler, çocuğun ne zaman ne yapacağını bilmesini sağlar ve böylece kaygıyı azaltır.

Etkili Rutin Oluşturma İlkeleri

  • Günlük akışı sade ve öngörülebilir şekilde planlayın.
  • Uyku, yemek, ödev ve oyun zamanlarını mümkün olduğunca sabit tutun.
  • Rutinleri görsel hale getirin: çizelge, resim veya simge kullanımı özellikle küçük yaşlarda etkilidir.
  • Değişiklik gerektiğinde önceden haber verin. (Örneğin: “Bugün okuldan sonra parka gidemeyeceğiz, çünkü doktora gideceğiz.”)

Kuralların Belirlenmesi

Kurallar, çocuğun sınırları öğrenmesi ve kendini güvende hissetmesi için gereklidir.

Ancak kuralların sayısı az, dili net ve uygulanabilir olmalıdır. Kuralları birlikte belirleyin; çocuğun fikrini almak katılımını artırır.

Olumlu ifadeler kullanın: “Bağırmıyoruz.” yerine “Sakin konuşuyoruz.”

Tüm bakım verenlerin aynı kuralları uygulaması tutarlılığı güçlendirir.

Kuralları sık sık hatırlatın ve görünür bir yere asın.

Ödül Sistemleri

Ödül sistemleri, olumlu davranışların tekrarlanmasını sağlar. DEHB’li çocuklar için somut ve kısa vadeli ödüller daha etkilidir.

  • Puan, yıldız, çıkartma veya küçük ödül sistemi oluşturun.
  • Hedefi açıkça tanımlayın: “3 gün ödevini zamanında tamamlarsan hafta sonu sinemaya gidebiliriz.”

Ödüller, çabanın fark edildiğini göstermelidir; büyük hediyelerden çok düzenli takdir önemlidir. Kazandığı ödülü zamanında vermek motivasyonu artırır.

Cezadan Kaçınma ve Doğal Sonuçlar

Olumsuz davranışlarda cezadan ziyade doğal sonuçların fark ettirilmesi daha öğreticidir.

  • “Oyuncağını yere attığında bozulabilir, bu yüzden oynamaya ara vermeliyiz.” gibi açıklayıcı ifadeler kullanın.
  • Bağırmak veya uzun cezalar vermek çocuğun dikkatini mesajdan uzaklaştırır.
  • Olumlu davranışları pekiştirmek her zaman olumsuz davranışlara odaklanmaktan daha etkilidir.

Unutmayın!!!

Rutin, kural ve ödül sistemleri; güvenli, tutarlı ve öngörülebilir bir çevre oluşturur.

Bu yapı, çocuğun davranış kontrolünü güçlendirir ve ebeveyn-çocuk ilişkisini destekler.

Zorlayıcı Davranışlarla Baş Etme

Zorlayıcı Davranışlar Nedir?

Zorlayıcı davranışlar; öfke patlamaları, karşı gelme, ağlama krizleri, kuralları ihlal etme veya saldırgan davranışlar gibi aile içi iletişimi zorlaştıran davranışlardır.

Bu davranışlar genellikle çocuğun duygularını ifade etmekte zorlanmasından veya aşırı uyarılmış hissetmesinden kaynaklanır.

Davranışı Anlamaya Çalışmak

Zorlayıcı davranışların altında genellikle bir ihtiyaç, duygu veya stres kaynağı yatar. Öncelikle davranışın nedenini anlamaya çalışmak, çözüm sürecinin ilk adımıdır.

  • Davranıştan hemen sonra hangi olayın yaşandığını gözlemleyin.
  • Çocuğunuzun o anda hangi duyguda olduğunu tahmin etmeye çalışın (örneğin; hayal kırıklığı, korku, öfke).
  • Davranışın ardından gelen ebeveyn tepkisini değerlendirin: bazen istemeden pekiştirici olabiliyor.

Sakin Kalmak ve Model Olmak

Ebeveynin tepkisi, çocuğun duygusal düzenleme becerisi üzerinde doğrudan etkilidir. Sakin kalmak, durumu kontrol altında tutmanın en etkili yoludur.

  • Öncelikle kendi duygularınızı fark edin ve derin nefes alın.
  • Tepki vermeden önce birkaç saniye bekleyin.
  • Yumuşak ama kararlı bir ses tonu kullanın.
  • Gerekirse kısa bir mola verin ve sonra konuşun.

Zorlayıcı Davranışlarla Baş Etme Stratejileri

Aşağıdaki yöntemler, olumsuz davranışların azalmasına ve olumlu davranışların artmasına yardımcı olur:

  • Davranışı değil, duyguyu hedef alın. (“Bağırmana gerek yok, üzgün olduğunu anlıyorum.”)
  • Olumlu davranışları hemen fark edip övün.
  • Sınır koyarken net ve tutarlı olun. (“Şu anda bağırmak uygun değil. Sakinleştiğinde konuşabiliriz.”)
  • Davranışı pekiştiren ilgiyi azaltın; görmezden gelmek bazen en etkili yöntemdir.
  • Kriz anlarında uzun açıklamalar yapmak yerine kısa, sakin ifadeler kullanın.

Sonrasında Ne Yapılmalı?

Davranış geçtikten sonra çocukla konuşmak öğretici bir fırsattır. Bu an, duygusal farkındalık kazandırmak için kullanılabilir.

  • Davranışı değil duyguyu konuşun. (“O anda öfkeliydin, ne düşündüğünü anlatmak ister misin?”)
  • Birlikte alternatif davranışlar belirleyin. (“Bir dahaki sefere nasıl yapabiliriz?”) Sorunun çözümüne çocuğu dahil etmek, sorumluluk duygusunu geliştirir.

Unutmayın!!!

Zorlayıcı davranışlar, gelişimin bir parçasıdır. Önemli olan bu anları öğretici fırsatlara dönüştürmektir.

Sakin, kararlı ve tutarlı ebeveynlik yaklaşımı, çocuğun kendini güvende hissetmesini ve duygularını daha sağlıklı ifade etmesini sağlar.

Okul İşbirliği ve Uzun Vadeli Takip

Okul İşbirliğinin Önemi

DEHB’li çocuklar için okul ortamı, dikkat ve davranış becerilerinin en çok zorlandığı alanlardan biridir.

Ebeveyn, öğretmen ve uzman işbirliği; çocuğun akademik başarısı kadar sosyal uyumunu da destekler.

Etkili Okul İşbirliği Nasıl Sağlanır?

  • Okul yılı başında öğretmenle birebir görüşme yapın. Çocuğun güçlü yönlerini ve zorlandığı alanları paylaşın.
  • DEHB hakkında öğretmeni bilgilendirin; çocuğun davranışlarını kişisel algılamamasına yardımcı olur.
  • Okul-ev iletişim defteri veya kısa haftalık not sistemi oluşturun.

Davranış planlarının hem evde hem okulda benzer şekilde uygulanması tutarlılığı artırır.

Öğretmenle İşbirliğinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Öğretmenle iletişimde yargılayıcı değil, çözüm odaklı olun.
  • Olumlu davranışları paylaşın: “Bu hafta derste daha fazla katıldı.” gibi gözlemler motivasyon sağlar.
  • Sorunları anında değil, uygun zamanda ve sakin bir şekilde konuşun.
  • Öğretmeni yalnız bırakmak yerine sürece dahil edin; birlikte çözüm üretin.

Uzun Vadeli Takip ve Değerlendirme

  • DEHB kronik bir gelişimsel farklılıktır; bu nedenle uzun vadeli izlem gerektirir.
  • Tedavi süreci boyunca çocuğun akademik, duygusal ve sosyal gelişimi düzenli olarak takip edilmelidir.
  • Belirli aralıklarla uzman kontrolü planlayın.
  • Okul dönemi değişimlerinde (örneğin sınıf veya öğretmen değişimi) yeniden bilgilendirme yapın.Ergenlik dönemiyle birlikte yeni davranış ve duygu düzenleme zorlukları görülebilir; bu süreçlerde destek önemlidir.

Ebeveyn-Okul İşbirliğinde Başarı İçin İpuçları

  • İletişimi açık, düzenli ve saygılı tutun.
  • Sorunları değil, çözümleri merkeze alın.
  • Okulda yapılan gözlemleri evde destekleyin.
  • Çocuğunuzun başarılarını hem evde hem okulda kutlayın; bu, özgüven gelişimini güçlendirir.

Unutmayın!!!

Okul işbirliği, çocuğun yaşamında kalıcı bir destek ağı oluşturur.

Uzun vadeli takip; yalnızca akademik başarıyı değil, duygusal dayanıklılığı da artırır.

Kaynakça

  • Dulcan’s Textbook of Child and Adolescent Psychiatry, 3rd Edition, American Psychiatric Association Publishing, 2022.
  • American Academy of Child and Adolescent Psychiatry (AACAP) Practice Parameters.
  • Barkley, R. A. (2015). Attention-Deficit Hyperactivity Disorder: A Handbook for Diagnosis and Treatment (4th ed.).